Hikâye
Rüzgâr kayalıkların arasında uğuldarken Gul'dan asasını taşa vurur; tespihindeki her kafatası, bir zamanlar yapılmış karanlık bir pazarlığın hatırasıdır. Kabilesi ona güvendiği için değil, korktuğu için boyun eğdi. Yeşil alev bir kez parladığında artık kimse dönüş yolunu sormaz. Biz o anı, alevin kayaya düştüğü saniyede dondurduk.
Draenor'un kızıl gökleri altında, kabileler hâlâ şerefle savaşırken yaşlı bir şaman fısıltılar duymaya başladı. Rüzgârdan değil, topraktan değil; çok daha derinden, yıldızların ötesinden gelen aç sesler. Gul'dan dinledi. Ve her dinleyişinde biraz daha az ork, biraz daha fazla başka bir şey oldu.
Sırtındaki boynuzlar o pazarlığın bedelini, tespihindeki kafatasları yolda düşenleri taşır. Asasını kaldırdığında yeşil alev kayaları yalar ve bir halkın kaderi o alevin içinde yeniden yazılır. Kahraman değildir, hiç olmadı. Ama tarih, onun açtığı kapıdan geçen herkesi hatırlar. Bu diorama, ateşin ilk kez parladığı o lanetli anı reçineye kazıyor.


