Hikâye
Çöl rüzgârı yırtık pelerinini savururken bir kayanın üstünde duruyor. Elinde tabancası, sırtında tüfeği, kaskında yansıyan iki güneş. Ödül çoktan yolda; o sadece bekliyor.
Savaşın ortasında yetim kalan bir çocuktu. Onu enkazdan çekip çıkaran savaşçılar ona bir zırh, bir silah ve bir yemin verdiler: kaskını asla bir başkasının önünde çıkarmayacak, yolundan asla dönmeyecekti. O günden sonra yüzü yok oldu; geriye sadece gümüş zırh ve verilmiş söz kaldı.
Şimdi galaksinin en ıssız köşelerinde ödül peşinde. Az konuşur, çok dinler, hiç ıskalamaz. Zırhının her çiziği bir sözleşmenin, pelerinindeki her delik bir kaçışın hatırası. Kimine göre sadece paralı bir avcı; ama yemini onu her seferinde doğru olana çeker. Bu figür, o yolun ortasında, çöl rüzgârına karşı dimdik duran bir savaşçının sessiz kararlılığını taşıyor.







